Kitap Adı:
Besmelenin Sırrı
Yayınevi:
İlk Harf Yayınevi
Yazar Adı:
Düzenleyici Adı:
Kategori Adı:
Besmelenin Sırrı
Kâğıt Türü:
İthal Kâğıt
Cilt Türü:
Flexi Kapak
Boyutlar:
12.5x20cm
Sayfa Sayısı:
160
ISBN:
978-605-9495-25-7
Barkod:
9786059495257
Fiyat:
23,00
Abdülkerim Kuşeyrî’nin Letâifu'l İşârât adlı eseri tasavvufî tefsir çalışmalarının en önemli klasik örneklerinden biridir. Müellif bu eserinde, geniş ilmî birikimini kullanarak, her bir sûrenin başında yer alan “besmele” hakkında ilham ya da sezgi merkezli farklı farklı işârî yorumlarda bulunmuştur. Müellifin yapmış olduğu bu yorumlar hem söz konusu esere farklı bir içerik katmış hem de o güne kadar besmele hakkında yapılmış olan tefsirlere yeni ve derin izahlar kazandırmıştır. Tabii ki, bahsetmiş olduğumuz bu işârî yorumların önemi sadece müellifin yaşadığı dönemle sınırlı kalmayıp orijinalliğini koruyarak günümüze kadar da gelmiştir.
Yayınevi olarak biz de besmelenin sırları hakkında yapılan bu irfanî ve derin açıklamaların hepsinin bir arada bulunmasının daha faydalı olacağını düşünerek elinizdeki çalışmayı hazırladık. Yorumlarda geçen bazı tasavvufî kavramların izahlarını da konunun daha iyi anlaşılabilmesi için dipnotlarda açıklamaya çalıştık.

Abdülkerim Kuşeyrî

<p>Abd&uuml;lkerim İbn Hevazin İbn Abd&uuml;lmelik İbn Talha İbn Muhammed Eb&uuml;&rsquo;l-Kasım el- Kuşeyr&icirc; en-Nişabur&icirc; 376 (miladi 986) yılının Rebi&uuml;levvel ayında doğdu. Kuşeyr&icirc;, Horasan&rsquo;a gelen ve bu &ccedil;evreleri yurt edinen Arap neslindendir. Dayısı &Uuml;st&uuml;va kasabasının Dahkanlarının &ouml;nde gelenlerinden Ebu Akıyl es-S&uuml;lemi&rsquo;dir. Baba y&ouml;n&uuml;nden Kuşeyr&icirc;, anne y&ouml;n&uuml;nden ise S&uuml;lemidir.</p> <p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlardayken babasını kaybetti. Yetim ve fakir olarak yetişti. Başlangı&ccedil;ta Arap&ccedil;a ve edebiyat ile meşgul oldu. Binicilikle ilgilendi. Gen&ccedil;liğinde yaşamış olduğu &Uuml;st&uuml;va k&ouml;y&uuml;n&uuml; idare etmek gayesiyle hesap ilmini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in Nişabur&rsquo;a g&ouml;&ccedil;t&uuml;. Dakkak olarak tanınan Şeyh Ebu Ali İbn H&uuml;seyin İbn Ali en-Nişabur&icirc;&rsquo;nin meclisinin huzurunda bulundu, s&ouml;z&uuml;n&uuml; beğendi, irade istedi. Şeyhi ona ilm&icirc; &ouml;ğrenimde bulunmasını işaret etti. Bunun &uuml;zerine İmam Ebubekir Muhammed İbn Bekir et-Tusi&rsquo;nin derslerine gitti. Fıkıhla şer&rsquo;i ilimlere başladı ve bu ilmi tamamlayıncaya kadar bununla uğraştı. Ardından yine şeyhinin işaretiyle &Uuml;stad İmam Ebubekir İbn Furek&rsquo;in derslerine devam etti ve ondan usul-u fıkhı okudu. &Uuml;stadının vefatından sonra Ebu İshak el-İsferayini&rsquo;nin yanına vardı. Kendi tarikatıyla İbn Furek&rsquo;in tarikatını birleştirdi. Bu esnada &Uuml;stad Ebu Ali Dakkak&rsquo;ın meclislerinde hazır bulunuyordu. Bu durum &Uuml;stad&rsquo;ın kendi kızını ona vermesi ve onunla evlendirmesiyle devam etti. Ebu Ali&rsquo;nin vefatından sonra Ebu Abdurrahman es-S&uuml;lemi ile muaşeret etmeye başladı. M&uuml;cahede ve Tecrid mesleğine girdi. Eser tasnif etmeye başladı. Usul-i dinde Eşari mezhebi, f&uuml;ru-i dinde ise Şafii mezhebi &uuml;zereydi. M&uuml;fessir, muhaddis, Şafii fakihi, m&uuml;tekellim, nahivci, edip, şair ve sufi diye anılacak kadar ayetlerin tefsiriyle ve hadisle iştigal etti. Şeriat ilimleriyle, hakikati ve edebi cem etti. İmam Muhammed el-C&uuml;veyni, Ahmed İbn H&uuml;seyin el-Beyhaki&rsquo;nin i&ccedil;inde bulunduğu bir toplulukla hacca gitti. Tezkir sahasında meclisler d&uuml;zenledi, m&uuml;ridlerle oturumlar ger&ccedil;ekleştirdi. H. 437 yılında hadiste imla meclisi oluşturdu. Hadis imla ettiriyordu. Bazen hadis hakkında hadisin işaretleri ve latifeleri hakkında a&ccedil;ıklamalar yapıyordu.</p> <p>Yazımda g&uuml;zel, g&uuml;zel bir tarzı vardı. Ebu&rsquo;l-Hasan el- Baherzi &lsquo;Dumyetu&rsquo;l-Kasr ve Usratu Ehli&rsquo;l-Asr&rsquo; adlı eserinde Kuşeyr&icirc;&rsquo;nin terc&uuml;me-i halini anlatır ve ş&ouml;yle der: &ldquo;B&uuml;t&uuml;n g&uuml;zellikleri toplamıştır. Burunların zilletini zorlayarak kendisine boyun eğdirtirdi.2 Etkili sesinden dolayı bir kayaya s&ouml;z s&ouml;ylese kaya erirdi. Zikir meclisinde İblis ile irtibat kursa İblis tevbe ederdi. G&uuml;zel ve temiz s&ouml;ylemede g&uuml;zel bir konuşmaya sahipti. Eşari mezhebi kelamında mahir idi. Beşerin sınırlarının kuşatamadığı ilimleri kuşatmada mezundu. Faydalanmak isteyenler i&ccedil;in s&ouml;zleri faydalı ve eşsizlikler i&ccedil;eriyordu. Minberinin bağımlıları arifler ve seyyidler idi. Mutasavvıflar arasında bağışlar meclisi oluşturulduğunda arifler onun Hakk&rsquo;a olan kurbetini ve adımlarını g&ouml;rd&uuml;klerinden dolayı &ouml;n&uuml;nde erirlerdi, ona nispetle s&ouml;n&uuml;k kalırlardı. Onun etraflarında sergilerini d&uuml;rerlerdi. Nazar ve tefekk&uuml;rde b&ouml;l&uuml;n&uuml;rlerdi. Y&uuml;ce anlamlar i&ccedil;eren, ta&ccedil; giydirilen şiirlere sahipti.&rdquo;</p> <p>Tasavvufta Ebu&rsquo;l-Kasım en-Nasrabazi&rsquo;ye intisap etmiştir. Nasrabazi, Şibli&rsquo;ye; Şibli C&uuml;neyd&rsquo;e; C&uuml;neyd Sırrı Sakati&rsquo;ye; Sırrı Sakati Maruf-u Kerhi&rsquo;ye; Maruf-u Kerhi Davud-u Tai&rsquo;ye intisap etmiştir. Davud-u Tai de tabiinle karşılaşmıştır. Tarikatının isnadı b&ouml;yle nispet belirtilmektedir.</p> <p>Kuşeyr&icirc; ile Hanbeliler arasında, Kuşeyr&icirc;&rsquo;nin Eşari d&uuml;ş&uuml;nceyi savunması nedeniyle d&uuml;şmanlık baş g&ouml;sterdi. Ebu&rsquo;l-Ferec İbn Cevzi h. 445 yılı olayları hakkında ş&ouml;yle demektedir: &ldquo;Bu yılda NiŞabur b&ouml;lgesinde İmam Eşari&rsquo;ye lanet edilmesi ilan edildi. Bu uygulamadan/lanet etme davranışından dolayı Eb&uuml;&rsquo;l- Kasım Abd&uuml;lkerim İbn Hevazın el- Kuşeyr&icirc; sıkıntı duydu. &lsquo;Şikayet&uuml; ehli&rsquo;s- s&uuml;nnet ma naleh&uuml;m mine&rsquo;l-mihneti&rsquo; adlı bir eser yazdı. Kuşeyr&icirc; bu eserinde ş&ouml;yle demektedir: &lsquo;Dinin imamı ve s&uuml;nnetin ihya edicisine lanet mi edilecek?&rsquo;&rdquo;</p> <p>Yaşanılan tatsız olaylardan dolayı Kuşeyr&icirc; vatanından ayrılmak zorunda kaldı. Bağdat&rsquo;a gitti. Kaim bi-Emirillah&rsquo;ın yanına vardı. H&uuml;sn-&uuml; kabulle karşılandı. Kendisi i&ccedil;in evlerde meclisler oluşturuldu. Ardından Nişabur&rsquo;a d&ouml;nd&uuml;. Tus&rsquo;a gidip geldi. H. 455 yılında Alparslan başa ge&ccedil;ince 10 yıl kadar saygı g&ouml;rerek hayat s&uuml;rd&uuml;. H. 465 yılında vefat etti. Şeyhi Ebu Ali ed-Dekkak&rsquo;ın yanında, medresede defnedildi.</p>
İlk Harf Yayınevi Logo

Copyright 2013 İlk Harf Yayınevi

Çelik Yayınevi Yazılım Birimi